A. İlhan EZEL Dijital İçerik Atölyesi 🎁 AÇILIŞA ÖZEL – İLK 10 BAŞVURUYA ÜCRETSİZ İÇERİK 🎁

Açılışımıza özel olarak ilk 10 başvuru sahibine 500 kelimeye kadar 1 adet özgün içerik ücretsiz hazırlanacaktır.

Kampanya kişi başına 1 içerikle sınırlıdır. Herhangi bir ücret veya ödeme talep edilmez.

Talebinizi Makale Talep Formu üzerinden gönderebilirsiniz.

👉 MAKALE TALEP FORMUNA GİT
BİNYAPRAK’TA A. İLHAN EZEL

“Deneyimlerini Yazıyla Anlamlandırmak”

▶ YAZIYI OKU

7 Kasım 2026 Cumartesi

ÇOCUKLARDA HIRSIZLIK ALIŞKANLIĞI

 


ÇOCUKLARDA HIRSIZLIK ALIŞKANLIĞI

Hukuk literatüründe “hırsızlık” olarak tanımlanan davranış, çocukluk döneminde çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ancak çocuklarda bu davranışı değerlendirirken yaş ve gelişim düzeyi mutlaka dikkate alınmalıdır.

Çocukların yaşamlarının ilk iki yılında mülkiyet kavramı henüz gelişmemiştir. Bu nedenle çocuklar, çevrelerindeki nesneleri kendilerine aitmiş gibi algılayabilirler. Benmerkezci düşüncenin belirgin olduğu bu dönemde, başkasının elindeki bir oyuncağı istemeleri ve onu almak için ısrar etmeleri gelişimsel açıdan karşılaşılabilecek davranışlardır.

Örneğin iki yaşındaki bir çocuk, arkadaşının elindeki oyuncak bebeği çok beğenerek elinden çekip alabilir ve geri vermeyi kabul etmeyebilir. Bu davranış, çocuğun gelişim düzeyinin henüz paylaşma ve mülkiyet kavramlarını tam olarak anlamaya elverişli olmamasından kaynaklanabilir.

Ne var ki iki yaşından itibaren çocuğun sahiplenme ve paylaşma davranışları, ebeveynlerin sergileyeceği doğru tutumlarla şekillendirilebilir. Bu nedenle konu üzerinde sabırla ve özenle durulmalıdır.

YÖNLENDİRİCİ EBEVEVEYN TUTUMLARI

İlk olarak çocuğun kendisine ait bir yaşam alanı, giysileri ve oyuncakları olmalıdır. Ona, “Bak yavrum, bunlar senin.” diyerek benim, senin ve onun kavramları öğretilmelidir.

Daha sonra çocuğa ait bir nesnenin kendisinden habersiz alınmaması gerektiği gösterilmelidir. Aynı şekilde annesine, babasına veya kardeşlerine ait eşyaları da onların izni olmadan almaması gerektiği uygulamalı olarak öğretilmelidir.

Çocuk, kendisine ait nesnelerin başkaları tarafından izinsiz alınmadığına ve kendi haklarına saygı gösterildiğine tanık oldukça, mülkiyet kavramını zamanla zihninde geliştirmeye başlayacaktır.


Aile içinde mülkiyet ve paylaşma bilincinin öğretilmesi]

DÜRTÜSEL DAVRANIŞLAR

İki ile altı yaş arasındaki çocuklarda dürtüsel isteklerin kontrol edilmesi henüz kolay değildir. Çocuk ait olma ve mülkiyet kavramlarını öğrenmeye başlamış olsa da isteklerini erteleme ve kendini kontrol etme becerileri yeterince gelişmemiş olabilir. Bu nedenle zaman zaman benmerkezci davranışlar gösterebilirler.

Bu dönemde ailenin sabırlı olması, çocuğun haklarına saygı göstermesi, seçimlerine gereğinden fazla müdahale etmemesi ve kuralları ihlal ettiğinde yapıcı uyarılarla yol göstermesi önemlidir.

Çocuk kurallara uygun davrandığında ise “Aferin, çok güzel davrandın.” gibi sözlü takdirlerle ve başını okşamak gibi sevgi gösterileriyle olumlu davranışları desteklenmelidir.

                                         

Ebeveynin çocuğa sabırla rehberlik etmesi

SEKİZ YAŞIN ÖNEMİ

Bu tür davranışlar bazı çocuklarda sekiz yaşına kadar devam edebilir. Ancak sekiz yaş kesin bir sınır olarak değerlendirilmemelidir. Davranışın sıklığı, nedeni ve çocuğun gelişim özellikleri birlikte ele alınmalıdır.

Tekrarlayan ve kontrol edilmesi güç hâle gelen davranışlar karşısında çocuğa akılcı yollarla yaklaşılmalı; aşırı şiddet, öfke ve cezalandırıcı tutumlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

Ebeveynlerin şiddet içeren tepkileri, çocuğun yaptığı davranışı inkâr etmesine, yalan söylemesine ve başka davranış sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bu nedenle sorun, gerektiğinde çocuk gelişimi ve ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmanla paylaşılmalı, çocuğun ihtiyaçlarına uygun çözüm yolları geliştirilmelidir.


 Aile ve uzmanın çocukla birlikte çözüm araması]

BAŞLICA TETİKLEYİCİ SEBEPLER

Okul çağı döneminde ortaya çıkan davranış sorunları önemle değerlendirilmelidir. Çocuklarda izinsiz eşya alma davranışını başlatabilen veya devam ettirebilen başlıca etkenler şöyle sıralanabilir:

  1. Sevgi ve ilgi eksikliği: İlk tetikleyici nedenlerden biri çocuğun sevgi ve ilgi ihtiyacının yeterince karşılanmamasıdır. Çeşitli nedenlerle sevilmediği veya dışlandığı kaygısına kapılan çocuk, bu yolla dikkat çekmeye ve varlığını kanıtlamaya çalışabilir.

  2. Yetersiz veya aşırı harçlık verilmesi: Yetersiz harçlık çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamamasına, aşırı harçlık ise bazı çocuklarda doyumsuzluk ve yanlış alışkanlıkların gelişmesine zemin hazırlayabilir.

  3. Temel ihtiyaçlarının ihmal edilmesi: Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun temel ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması, davranış sorunlarına yol açabilecek etkenlerden biridir.

  4. Arkadaşları arasında sivrilme isteği: Çocuk, arkadaşlarının dikkatini çekmek veya onların beğenisini kazanmak amacıyla başkalarına ait eşyalara yönelebilir.

  5. Olumsuz kişilerle arkadaşlıklar: Çevresindeki kişilerin yanlış davranışlarını örnek alması, çocuğun benzer davranışları benimsemesine neden olabilir.

  6. Olumsuz yazılı ve görsel yayınlar: Çocuğun yaşına uygun olmayan, olumsuz davranışları özendirici yayınlara maruz kalması da etkili olabilir.                                                                                                                                                                                                       Yanlış rol modellerin seçilmesi:

  7. Çocuğun yaptığı yanlışı görmezden gelmek veya önemsememek çözüm değildir: Ancak onu  suçlamak, aşağılamak ve cezalandırmak da doğru bir yaklaşım değildir.

Asıl çözüm; çocuğa sevecen bir dille yaklaşmak, davranışının neden yanlış olduğunu yaşına uygun biçimde anlatmak ve doğru davranışın nasıl olması gerektiğini göstermektir.

Unutulmamalıdır ki çocukların davranışlarını düzeltmede sevgi, sabır, güven ve tutarlı ebeveyn tutumları büyük önem taşır.


30 Eylül 2026 Çarşamba

ÇAM VE SAKURA

 

 

ÇAM AĞAÇLARI


Bulundukları çevreye temiz hava sağlayan ve özellikle kronik akciğer hastalarının tercih ettiği çam ağaçları hem yetiştirmesi hem de bakımı kolay olan ağaçlardır. Yaz kış yapraklarını dökmeyen bu ağaçlar bal arılarının da uğrak yerleri arasındadır. Yurdumuzun bal ihtiyacının %90 nı çam ağaçlarından elde edilir.

Dikenli bir yapısı olan Çam ağaçları yağmur ormanlarında yetişebildiği gibi çöl iklimine de uyum sağlayabilirler. Ömürleri uzundur, hatta 100-120 sene yaşayan türleri vardır. Bal, kereste, reçine imalatının kaynağıdır ve ülke ekonomisine katkıları oldukça fazladır

ÇAM AĞAÇLARININ BİRÇOK TÜRÜ VARDIR.

*Sarı Çam

*Kızıl Çam

*Ak Çam

*Kara Çam

*Köknar

Gibi isimleri olan bu ağaçların hepsi aynı aileden olmalarına rağmen türlerine has özellikleri ile tanınırlar ve isimlendirilirler.

SAKURA AĞAÇLARI




Japon kültüründe çok ayrı bir yeri olan Sakura ağaçları emsalsiz güzellikleri, harika renkleri ile çok rağbet gören ağaçlardır. Joponlar için Sakura, anlamı çok duygu yüklü olup, halk arasında ayrı bir yeri vardır. Mükemmel güzelliği “zahmetsiz ölümü” simgeler.

 

Bahar aylarında  pembe çiçek açarlar bu güzelim renkler sonbahara doğru sararmaya başlar. Çiçekleri evleri ve davetleri süsleyen Sakura ağacının güzel çiçekleri dekoratif organizasyonların gözbebeğidir.

Sadece Japonya’da yetiştirilen Sakura ağacının Japonlarca milli bir anlamı olması sebebiyle başka ülkelerde yetiştirilmesi engellenmiştir. Fidelerinin yurt dışına çıkarılması yasaktır. Sadece dost oldukları ülkelere hediye babında bir miktar takdim etmektedirler.

Türkiye de bu dost ülkeler arasındadır.

 



İstanbul ve Ankara için detaylı bir rota .

1. Gün: İstanbul Avrupa Yakası (Boğaz Hattı)

·         09:30 - Baltalimanı Japon Bahçesi: Güne sakin bir atmosferde başlayın. Giriş ücretsizdir. Japon peyzaj sanatı, göletler ve pembe sakura ağaçları arasında yürüyüş yapabilirsiniz.

·         Öğle Arası: Baltalimanı veya Emirgan sahilinde Boğaz manzaralı bir restoranda öğle yemeği.

·         14:00 - Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (Ataşehir): Avrupa Yakası'ndan Asya Yakası'na geçiş. Bu devasa botanik bahçesinin içinde Ertuğrul Fırkateyni şehitleri anısına dikilmiş özel bir Sakura Adası bulunur.

2. Gün: İstanbul Asya Yakası (Doğa ve Kampüs)

·         10:00 - Sabancı Üniversitesi Kampüsü (Tuzla): Türkiye'nin en yoğun sakura popülasyonu buradadır. Kampüs içinde yaklaşık 2.000 adet sakura ağacı bulunur. Kampüse dışarıdan giriş izinlerini gitmeden önce üniversite yönetiminden veya etkinlik dönemlerinden kontrol etmeniz önerilir.

·         15:00 - Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (Alternatif Zaman): İlk gün yetişmezse, Sabancı Üniversitesi dönüşü yol üstünde burayı ziyaret edebilirsiniz.

3. Gün: Ankara (Başkentte Sakura)

·         10 - Hızlı Tren ile Ankara'ya Geçiş: İstanbul'dan sabah erken saatte Yüksek Hızlı Tren (YHT) ile Ankara'ya konforlu bir yolculuk.

·         13:00 - Dikmen Vadisi (Çankaya): Ankara'nın göbeğinde, havuzlar ve yürüyüş yolları boyunca uzanan sakura ağaçlarını görebileceğiniz en meşhur noktadır. Baharda vadi tamamen pembeye bürünür.

·         16:00 - Kuğulu Park ve Tunalı Hilmi Caddesi: Ankara gezisini sonlandırmak ve sakura fotoğraflarından sonra dinlenmek için harika bir kapanış noktası.

 

 

ÇOCUKLARDA HIRSIZLIK ALIŞKANLIĞI

  ÇOCUKLARDA HIRSIZLIK ALIŞKANLIĞI Hukuk literatüründe “hırsızlık” olarak tanımlanan davranış, çocukluk döneminde çeşitli nedenlere bağlı ol...